Uzman Görüşü: Çocuğumun Benlik Saygısının Gelişimine Nasıl Destek Olabilirim? II
Bölüm 2: Sınır Koymakla İlgili Örnekli Anlatım 
Bir çocuğun evinin duvarına resim yaptığını düşünelim. Çoğu yetişkin için bu kabul edilemez bir davranıştır. Çünkü yetişkin dünyasında çok daha net ve sert kurallar vardır. Ressam değilseniz, bir sanat eseri falan yaratmayacaksanız, duvara resim yapmak, yazı yazmak, karalamak yanlıştır ve belki de saçmadır. Resim dediğimiz şey kağıda yapılır. Halbuki çocuk dünyasında bir resmi kağıda ya da duvara yapmak arasında bir fark yoktur. Ve çocuğun yaptığı şey de kendine göre bir sanat eseridir. Hatta belki de bu çocuk, bu eserini ailesine hediye olsun diye yapmak istemiş olabilir. Bu örneğimizde düşünün ki, çocuk yaratıcılığını ortaya koyuyor ve ailesine ona göre güzel olan bir sürpriz yapmak istiyor. Ailesi ise tüm bunları göremeyip, sırf biraz önce bahsettiğim yetişkin dünyasına ait bazı katı ve sınırlayıcı kurallardan ötürü çocuğunun yaptığı güzelliği göremediği gibi bir de onu azarlıyor. Aile çocuğuna bir kuralı, olumlu bir davranışı öğrettiğini (resim kağıda yapılır gibi) zannederken, çocuk özgürce içinden geleni yaptığı için, yaratıcılığını ortaya koyduğu ve hatta kendi için değerli olan bir eserini ailesine hediye etmeyi istediği için azarlanmış oluyor. Ve belki sizin için bu kadar basit gözüken bir olayda dahi, çocuk kendi ile ilgili şu tarz kararlardan birini alabilir. ‘Özgür değilim. İçimden geldiği gibi davranırsam azarlanırım. Ben beceremem, yeteneksizim (Hediyesi beğenilmedi, üstüne azarlandı) yaratıcılığımı ortaya koyarsam hayal kırıklığına uğrayabilirim.’ gibi birçok olumsuz olan ve ilerideki hayatını da zorlaştıracak bir karar almış olabilir. İşte size olumsuz benlik algısının oluşabildiği bir örnek.

Aynı örneği tekrar başa saralım ve ailenin tepkisinin daha farklı olduğunu düşünelim. Çocuk büyük bir heyecanla resmi yapıyor ve ailesine gösteriyor. Aile belki gene çocuğa bir sınır koymak istiyor çünkü haklı olarak tüm evin duvarlarının boya içinde kalmasını istemiyor. Çocuğunu azarlamak yerine öncelikle onu anlayıp, yaptığı şey için onu takdir ediyor. Resmi ile ilgili beğendiği tarafları betimliyor. Fakat ardından çocuğuna evin kurallarını hatırlatıp, bir daha böyle bir şey yapmak istediğinde yalnızca seçtikleri belirli bir duvara yapmasını ya da istediğinde büyük bir kağıdı duvara yapıştırabileceklerini ve bu şekilde gene duvarı boyarmış gibi resim yapabileceğini anlatıyor. Bu şekilde hem çocuğun duygusu, yaratıcılığı görülmüş ve takdir edilmiş olunuyor, hem de aile istediği kuralı öğretmiş ama aynı zamanda ürettiği alternatif çözüm sayesinde çocuğu kısıtlamamış oluyor. En özet haliyle ise sınır koyma konusunda hep önerdiğimiz şekilde, çocuğun duygusuna değil davranışına bir sınır konuyor, aynı zamanda alternatif bir çözüm sunuluyor.

Bu yalnızca bir örnek ve her örnek için üretebileceğiniz bir sürü alternatif çözümler mevcut. Yeter ki, çocuğunuzun önce duygusunu ve asıl yapmak istediği şeyi görün. Çocuğunuz bu şekilde, sizin sayenizde çözüm üretme becerilerini de geliştirebilir. Sizin çözümlerinizi görerek, bir süre sonra kendisi de alternatif çözümler üretmeye başlayabilir. Böylece çocuğunuza çözüm odaklı olmanın güzelliğini de göstermiş olursunuz. Hatta bazen sizin bile aklınıza gelmeyen, harika çözümler üretebilir. Unutmayalım ki, çocuklar biz yetişkinlere göre çok daha yaratıcılar çünkü henüz bizler kadar sınırlamaların içinde değiller.

Bir karikatür vardır bu konuyu çok güzel özetleyen. Anne çocuğuna şunları söyler: “ Tatlım büyüdüğünde iddialı, kendine güvenen, bağımsız ve irade sahibi biri olmanı istiyorum.” der. Buraya kadar her şey çok güzel ama hemen ardından şunları ekler: “Fakat bir çocukken pasif, uysal ve itaatkar olmanı istiyorum.” Çocuk annesine şaşkınlıkla bakar. ? Bazen aileler bunu açık açık söylemese de, farkında olmadan yaptıklarıyla çocuğa verdiği mesajlar bu şekilde olabiliyor. Örneğin çocuğun yeni şeyler denemesi sürekli kısıtlanıyor, cesareti kırılıyor, güven duygusunun gelişimi için bir alan tanınmıyor. Dışarıdan bakıldığında bu çocuk son derece uyumlu ve uslu. Ama okula başladığında bu kez aile neden diğer çocukların yanında bu kadar pasif, girişken değil, hep geri planda kalıyor diye anlayamıyor. Bu nedenle davranışlarımızla çocuklara verdiğimiz mesajların ne olduğuna bakmak çok önemli. Peki sizin çocuğunuza vermek istediğiniz mesaj nedir ve bu mesaj davranışlarınızla ne kadar uyumlu? :)

Uzm. Psk. Melis Özmen

Paylaşmak ister misin?
Bunları da beğenebilirsiniz